Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)
Ne mutlu TÜRK 'üm diyene...

güleryüzlü site...

*~*~*~*~* ‘ HOW HAPPY IS HE WHO CAN SAY “ I am a Turk..! " ' *~*~*~*~*

3 "umut" etiketi kullanan gönderi "umut" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ

 

 

KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ

Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp
hızla atıldı çapariye
önce müthiş bir acı duydu dudağında
gümbür gümbür oldu yüreği,
sonra hızla çekildi yukarıya...

Aslında hep merak etmişti
denizlerin üstünü
neye benzerdi acep gökyüzü.
Bir yanda büyük bir merak,
bir yanda ölüm korkusu.

"Dudağı yarıklar" denir,
şanslıdır onlar, hani
görüpte gökyüzünü, insanı,
oltadan son anda kurtulanlar.

Ne çare balıkçının parmakları
hoyratça kavradı onu
küçük istavrit anladı; yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği.
Oysa, şimdi yüzerken
küçücük yeşil leğende,
cansız uzanıvermiş dostlarına
değiyordu minik yüzgeci.

İnsanlar gelip geçtiler önünden,
bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
yavaşça karardı dünya,
başı da dönüyordu.
Son bir kez düşündü derin maviyi,
beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.

İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına
bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibaret sade
bir törenle, saldım denizin sularına.

Bir an öylece baka-kaldı
Sonra sevinçle dibe daldı.
Gitti tüm kederimi söküp atarak,
teşekkürü de ihmal etmemişti.
Bir kaç değerli pulunu
Elime, avuçlarıma bırakarak.

Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme.
Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu, niye?
"Bir gün dedim, bulursam kendimi
yeşil leğendeki
küçük istavrit kadar çaresiz,
son ana kadar
hep bir umudum olsun diye..."


Serdar Sıralar

 

alıntı:hikaye.balca.net

Dört mum...

 

Bir odada dört mum hem ağır ağır yanıyor, hem de aralarında dertleşiyorlardı. Birinci mum:
“Ben barışı simgeliyorum” diyordu, “Yani ben barışın mumuyum. Ama ne yazık ki dünya savaş alanına döndü. Güçlü devletler gözlerine kestirdikleri güçsüz devletleri yutuyor. Masumları, mazlumları çıkarları uğruna katlediyorlar. Anlayacağınız misyonumu tamamladım. Kimse benim yanık kalıp ışık saçmamı istemiyor.”
Birinci mumun alevi önce hazin hazin titredi, sonra aniden söndü. İkinci mum alevini hafiften dalgalandırarak söze başladı: “Arkadaşımız haksız sayılmaz” dedi, “Hatta aynı durum benim için de geçerli. Biliyorsunuz ben inancı simgeliyorum, yani inancın mumuyum. Hazin ki, günümüzde her şey parayla ölçülüyor. Madde mânâyı zayıflattı. Neredeyse herkes maddeci oldu. Üç kuruş için adam kesiyorlar. Bu duruma daha fazla dayanabileceğimi sanmıyorum. Artık söneceğim.”
Konuşması biter bitmez esmeye başlayan hafif bir rüzgârın etkisiyle o da sönüverdi.
Söz sırası üçüncü muma gelmişti. Üzgün bir sesle, "Biliyorsunuz ben sevgiyim!” diye konuştu, “Yanık kalmak için çok çabaladım, ama olmuyor; gücüm tükendi. İnsanlar çoktandır beni unuttular. Bir kenara fırlattılar. Aşkı, sevgiyi öldürdüler. En yakınlarını bile sevmiyorlar. Böyle bir dünyada yanıp duramam.” Üçüncü mum da söndü.
Bir çocuk girdi odaya. Dört mumdan üçünün söndüğünü görünce merakla yanlarına gitti: “Neden yanmıyorsunuz?..” diye sordu. Sönmüş mumlar cevap veremediler. Bu kez çocuk odada yanık kalan tek muma döndü: “Bunların yanmadığı yerde sen nasıl yanıyorsun?“
“Çünkü ben umudum” diye cevap verdi sonuncu mum, "Umudun mumu hiç sönmez.”
Çocuğun yüzüne sımsıcak gülümsedi: “Üzülme” diye devam etti sözlerine, “Benim alevimle diğer mumları yakabiliriz. Böylece hepsi yeniden işlevlerini sürdürürler.”
Ve barış mumunu, inanç mumunu, sevgi mumunu tekrar yaktı... Mumlar sonsuza kadar yanacak.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE ..!
*......*......*......*......*......*......*......* *......*......*......*......*......*......*......*
MİSAFİRLERİM
*......*......*......*......*......*......*......* *......*......*......*......*......*......*......* free counters
20.Ekim.2008
******************************************
*~*~*~*~*~*
*~*~*~*~*~*
******************************************