| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
.................................................................................................................................................................................................................................................................................................
Image Hosted by ImageShack.us
Ne mutlu TÜRK 'üm diyene...
Image Hosted by ImageShack.us..........
g ü l e r y ü z l ü . s i t e
________ y e t i ş k i n ________

güleryüzlü site

*~*~*~*~* ‘ HOW HAPPY IS HE WHO CAN SAY “ I am a Turk..! " ' *~*~*~*~*

9 "baba" etiketi kullanan gönderi "baba" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Çocuğunuzla konuşurken...

   inothinkingofyouwf3 

BİR ŞEYLER ÖĞRETİRKEN !

Bir şeyleri öğretirken yapmanız ve yapmamanız gerekenler?

Söylenmesi Gerekenler:

- İzin ver, müsaade et, açıklayayım?

- Önce yaparken beni izle, sonra sen dene?

- Bakalım, bunu beraberce nasıl çözümleyebiliriz?

- İlginç bir seçim... Bu cevabı nasıl seçtin?

- Cevap şöyle olmalı...

- Cevap’ın ne olduğunu bende bilmiyorum. Beraberce bakalım.

- Bunu şöyle yapabilirsin?

- Aynı şeyi birisi sana yapsa, kendini nasıl hissedersin?

- Yapılan hatalar, birbirimizden öğrendiklerimizden olur?

- Bunu böyle yapmanı istiyorum çünkü...

- Gidememenin sebebi şudur?

Bunları söylerken de, ses tonu çok önemli. Hoş bir ses tonu kullanmaya gayret edin.

Söylenmemesi Gerekenler:

- Bunu yaptığına inanmıyorum!

- Bu çok aptalca!

- Önemli değil, ben yaparım!

- Eğer böyle olmaya devam edeceksen, bundan sonrada kendi kendine bakmasını öğren?

- Bu cevap yanlış... Bana bu teste çalıştığını söylemiştin?

- Çocuk gibi hareket etme!

- Neden kardeşin gibi değilsin?

Bu tür şeyleri söylemek çocuğunuzu aşağılamak ve aşağı düşürmek olur.. Kendine olan özgüvenini yitirir.


  inothinkingofyouwf3 

Aslında çocuklarınızla konuşmanız göründüğü gibi zor değildir... Ama bunu zekice ve ustalıkla nasıl uygulayabiliriz? Çocuklarla iletişim çok değerli ve önemli bir unsurdur aile için. Sağlıklı bir aile yapısında, ailenin içice, sımsıkı olması ve problemlerinizi de çabucak çözmede yardımcı olur... Gergin, sinirli bir aile yapısı içinde büyüyen çocuklar, ailesi tarafından ters davranış şekilleri sergilerler. Bunun sonucunda da çocuk her zaman şaşkın, kafası karışmış bir şekilde, hayattan beklentisinin ne olacağını ve nasıl başa çıkacağını bilemeden, şaşkın bakışlarla izlemeye koyulur.

Eğer çalışan, çoğu zaman işinizle meşgul biriyseniz, çoğunlukla çocuklarınıza sorduğunuz soru tipleri ise şunlardır...

- Güzel uyudun mu?

- Günün nasıldı, nasıl geçti?

- Nereye gidiyorsun?

- Ne zaman döneceksin?

- Bugün okulda ne yaptın?

- Ödevlerini bitirdin mi?

- Yapma, yeter artık?

- Sana kaç kere söyleyeceğim?

Bu tür sorular çocuklarımıza zarar vermez, ama bu tip sorularla da bir yere gelinmez. Hedefiniz ve amacınız bu olmamalı... Öyle bir hedefimiz olmalı ki, çocuk ve aile bağı daha bir sıkı kenetlensin ve disiplin etmeye kalkıştığınızda, konuşacağınız şeyler etkili olsun ve her şeyden önce çocuğunuz sizinle her zaman için konuşma gereği duysun. Bir problemi olduğunda, sizden çekineceğine veya uzak duracağına, bu bağı önceden kurmakta size düşüyor...

Çocuk Eğitiminde 33 hata

 

 

Eğitimci yazar Sait Çamlıca, çocuğu dünyaya getirmek değil onu iyi yetiştirmek asıl marifettir diyor. Çocuk eğitiminde yapılan 33 Hata kitabının yazarından anne babalara öneriler:



Yazarın Meriç Yayınları arasında neşredilen kitabı, anne ve babaların yaptığı 33 hatayı örnekler ve öykülerle izah ediyor. hayatının 14 senesini yurtdışında geçiren yazar, Batı ile Türk aileleri arasında farkları da göstermeyi ihmal etmiyor.

"Bu dünyada bana bir "melek" gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar. Yerleri tekmeleyerek, kendisini yerden yere atarak ağlayan ve gülen çocuklar henüz ikiyüzlülüğün ne demek olduğunu bilmiyorlar. Günahsız melekler nereden öğreniyor ikiyüzlü olmayı da iki yüz yüzlü insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz?" diyen yazar Sait Çamlıca, "Bu kadar çok kapkaççılar, sokak çocukları nereden türedi? "Okulda dehşet" başlıklı haberler hepimize normal gelmeye başladı. Daha beş yıl öncesine kadar böyle haberler duymak çok zordu. Bugün neredeyse her hafta yeni bir "dehşet" haberi duyar olduk. Bu gençler nasıl bu kadar vahşi olabiliyor?" diye sorduktan sonra çocuk eğitiminin önemine dikkat çekiyor ve "Bir ülke nüfusunun %100'ü çocuklardan oluşmamaktadır. Ancak ülke geleceğinin %100'ü çocuklardır. Bu dünya bizlere dedelerimizden miras kalmadı. Bu dünya bize çocukların emanetidir" diyor.

Çocuk eğitimi konusunda 'niçin 33 maddeye önem veren bir kitap yazdığı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: 33 ayrı fotoğraf karesi göstermeye çalıştım. Her fotoğrafta kendi çocuklarımızın yerini görmeye çalışmalıyız.


Yazar'ın anne ve babalara şu önerilerde bulunuyor:



Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü
Bir tavuğun civcivini koruma girişimini bir düşünün. O cılız bedenine rağmen, yavrularına saldıran korkunç tilkinin gözlerini oymak istercesine saldırıyor. Hiçbir canlı, dünyanın en korkak varlığı kabul edilen tavuğa, yanında civcivleri varken yaklaşamaz. O tavuğa, o gücü veren annelik duygusudur. Kuşların en küçüğü çöplük bülbülü bile, yuvasındaki yavruları uğruna baykuşla pençeleşir.
Çocuklarınızı Tilkilerde daha alçak olan dünyanın egemen güçlerine yem etmeyin. Çocuklarını sevgisiz bırakan aileler, onlarla yeterince ilgilenmeyen anne babalar çocuklarını vahşi bir canavar olan kapitalist dünyanın ellerine teslim etmiş oluyorlar.
Depremde binanın altında kalan anne, çocuğunu kurtarmak için, eline geçirdiği cam parçasıyla kolunu kesip çocuğunu kurtarmış. Bunu ancak bir anne yapar. Anne veya baba olmanın o muhteşem gücüyle çocuklarınıza sahip çıkın.
Anne çocuğunu dövdüğü halde, çocuk yine de annesinin kucağına sığınır. Bu o çocuğun en mutlu anlarından biridir. Annelik, babalık muhteşem bir güçtür. Bu gücünüzle çocuklarınızı kurtaramazsanız, hiçbir güç onları kurtaramaz.

İnsan sıcağa koşar
Evinizi sıcak tutun. Sevgi ateşini asla söndürmeyin. Sevginize ve ilginize doymayan çocuklar, kendilerini yalnız hissetmeye başlar. Yalnızlık, insanın bu dünyada kaldırabileceği en zor yüklerden bir tanesidir. Evinizi sıcak tutun. Çünkü insan sıcağa koşar. Yüreğinizde ki sıcaklıkla çocuklarınızı evinizde eğitin.

Çırak – usta ilişkisi
Öğretmenin en kalıcı olanı, örnek olunarak yapılanıdır. Siz ustasınız, çocuğunuz çırak. Sizi takip edecek mutlaka. Sanayide ustalar çıraklarına çok az şey söylerler. Usta sadece işini iyi yapar. Çocuk ustayı seyrederek yetişir. Çıraklarınıza iyi örnek olun.
İnsan dikkatle dünyaya baksa iki şey görür; Tohumlar ve meyveler. Hayatın özeti; tohumlar ve meyvelerdir.. Meyve tohumda arzu, tohum meyve de şarkı... Tohum, sonra meyve; meyve sonra tohumdur.
Her tohum kendi meyvesini verir. Bugünü hazırlayan şeylerin kökleri geçmiştedir. Atılan tohumlar, görünmez ilahi hikmetle birleşerek, bir süre sonra meyvelerini verir.
Her şey az ya da çok diğer şeyden hız alır. Tohumlar ve meyveler... birisinin sonucu, diğerine sebeptir. Usta kötü olursa çırakta kötü olur.

Diken Boş Bırakılan Bahçede Yetişir
Bir binanın önünden geçerken bakıyorsunuz ki bina yamuk yapılmış. Yerden göğe kadar dimdik durması gereken bina yamuk duruyorsa kimi suçlarsınız? Hiç kimse kalkıp ta binayı suçlama hakkına sahip değildir. "Niye yamuk duruyorsun sen?" demeyiz. Muhteşem bir mimari eserin önünden geçerken hayranlıkla seyrederiz o binayı. "Helal olsun bunu yapan ustaya!" deriz. O muhteşem yapının kendiliğinden o güzelliğe ulaşmadığını biliriz.
Bir bahçenin yanından geçerken, her tarafının dikenlerle kaplı olduğunu gördüğünüz zaman kimi suçlarsınız. Bahçeyi mi? Bahçede ki dikenleri mi? Yoksa bahçıvanı mı? Her şeyi mükemmel bakımı yapılmış, içi rengarenk çiçeklerle donatılmış bir bahçe gördüğümüzde yine bahçıvanı tebrik ederiz. Çünkü hiçbir eser, hiçbir yapı, hiçbir bahçe kendiliğinden meydana gelmez.
"Bahçedeki dikenlerin sorumlusu damı bahçıvan? O dikenleri oraya bahçıvan dikmedi ki!" diye itiraz edebilirsiniz. Ama haklı bir itiraz değil bu. Çünkü diken boş bırakılan bahçede yetişir. Tabiatın değişmez kanunları vardır. Şu kainatta hiçbir şey boş bırakılmamıştır, bırakılmayacaktır da. Siz bahçeye çiçek tohumlarını ekmezseniz, bahçede yetişen yaban otlarını temizlemezseniz, çiçeğe ihtiyacı kadar suyu vermezseniz o bahçede dikenler yetişir. Çünkü dikenin tohumu yoktur. Diken boş bırakılan bahçede kendiliğinden yetişir.
Bugün çocuğunuzdan çok memnunsanız, kendisine, ailesine ve yaşadığı topluma faydalı bir evlat yetiştirmişseniz bu sizin büyük bir zaferinizdir. Şayet çocuklarınızdan ve çocuklarınızın yaptıklarından memnun değilseniz, kendinizi ve yaptıklarınızı sorgulayın.
Çocuklarınız sizin eserleriniz. Usta sizsiniz. Sanatkar sizsiniz.

Çocuklarınız sizi yaratıcının bir emanetidir. Emanetlerinize sahip çıkın"

Kayserili ile oğlu

Oğlu ,Kayserili'den para ister :

-Baba,500 bin lira verir misin ?

Kayserili:

-400 BİN mi dedin ? Naapcan lan 300 bini...200 bin neyine yetmiyor...Al sana 100 bin yeter...

Kayserili çıkartıp 50 bin verir...

Oğlu :

-He..he..Baba bana zaten 50 bin lazımdı...

-Bak sen kerataya...Demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni...

.

Mutluluk Nerede ?

 
Mutluluk ;
Ne yerde ne gökte, ne karada ne denizde,
Belki bir bebeğin mis gibi kokan teninde,
Belki bir çocuğun sıcacık gülümseyişinde.
Bazısına göre mutluluk erişilemeyecek kadar uzakta,
Bazısına göre ise bir adım yakınlarda.
Kimi bakar da göremez , kimi görüp de anlayamaz ,
Ne aradığını bilmeyenlere düşman değil dost olmaz.
Fakire sorsan mutluluk, parada pulda der,
Zengine sorsan, bir lokma ekmekte diye cevap eyler.
Aşık maşukun gözlerinde, sözlerinde arar durur,
Bulamadığı zaman mutsuzluğundan dem vurur.
Anne baba için çocukların mutlu oluşudur mutluluk,
Çocuklar için ise sınavdan alınan yüksek not, yerine getirilen sorumluluk.
Bazen küçük ayrıntılara saklanmış , keşfedilmeyi bekler,
Bazen de o kadar göz önündedir ki, fark edemeyenlere küser.
Ozan sazın telinde,şair şiirin dizelerinde,
Dertli içki kadehinde, pişmanlar dua için açılan ellerde.
Gecenin karanlığı, gündüzün ışığında arar onu,
Ötelerde bir yerlerde varlığına ipucu.
Herkes kendinde olmayanda arıyor,
Bu nedenle bulduklarını tanımlamak da zorlanıyor.
Mutluluğu bir kişiye,bir olaya ,bir maddeye bağlı kılmamak,
Onu özgür bırakarak, gelişini kutlamak.
Mutluluk huzurun olduğu yerde,
Huzur da o kadar yakındaki
Kalbimizin içinde..

Karadenizli babanın oğluna mektubu

Uy sevcili uşağum, Allah'ın selami tabiidur.


Mektubumu çok yavaş yazayrum, Çünkim bilirum ki,okuman zayuftur, çabuk okuyamazsun.


Benden sana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyum, yeni pir iş buldum.


Emrimde 1500'e yakin adam var, hepside sessuz sedasuz, kendi hallerinde.


Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum.


Geçtiğimiz hafta puraya iki tefa yağmur yağdu. Piri pazartesinden perşembeye öbüri de perşembeden pazara.


Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midir kiz midir pelli değil, haçan o yüzden sağa dayi mi oldin, teyzemi oldin söyleyemeyrum.


Sağa çötü bir havadisim var; Pahriyede askerlik yapan 10 usağuda kaybettuk.


Pindikleri denizaltu pozulmuş, motoru turmuş, inmiş aşağu, denizaltuyu itekleyup, motorunu çalistirmak istemuşlar.


Temel emicende tükkan açtu, o da 30 a alduğuni 25 e verir, sürümden kazaniyormuş öyle dedu. Bizim köye findukçularun Temel'i muhtar seçtuk, akullu uşak daa. Geçen gün hepimizu zelzeleye karşi aşi etturdu. Temel hem akillidur, hem de türüsttür. Geçenlerde bir taksinin şöförü köye varmiş, muhtari ariyor, meğer yolda bir tavuk ezmiş sahibini soraymuş. Muhtar Temel tavuğa pakmiş, ha bu pizden değuldur pizum köyde yassu tavuk yoktir demiş.


Senin küçüğün Ergin çok akullu uşak çikti. Geçen gün tepeye varmiş, elinde bir ip sallayip duriyi. Anan uy uşağum ne edeysun orada demiş. O da heva durumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma, anlat bakayum şu hava turumi işinu daa dedum.


Anlattu, meğer ip sallaninca havanin rüzgarli olduğuni; ip islanunca da yağmur yağduğuni anlaymiş Çok akillu uşak vesselam. Sen o yaşta böyle akillu değildun.


Senin cönderdiğun resmi alduk, pir yaninda bir Alman herif pir yaninda Alman karisi var, ortada da sen. İyiki resmin arkasina ortadaki penum diye yazmişsun yaksam tanimayacaktuk.


Yaa işte böyle uşağum. Memleçetten sağa pol pol havadis. Yeni havadis olursa yine yazarum. Baki hüdaya emanet ol.



Baban



NOT: Mektupa para koyacaktim, ama geç akluma geldi, zarfi kapatmişum

ANNE BABALARA ÇOCUK EĞİTİMİ KONUSUNDA GENEL TAVSİYELER

cocuk_siddet Çocuğunuz, evet! Sizin ve eşinizin çocuğu öncelikle onu benimseyin ve her haliyle onu kabul edin.Onu sevin sevmeye ve sevilmeye hepimizin ihtiyacı var. Şimdiden karşılığını yıllar sonra alacağınız bir yatırım yapın ve çocuğunuzla ilgilenin.

0-6 yaş arası çok önemli .Bu yaşlar arasında çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ömür boyu kuracağınız ilişkinin temelini oluşturacaktır. Temeli iyi atın ki binanız sağlam olsun.

Çocuğunuza iyi bir örnek ve iyi bir model olun. Ona ne verirseniz , size de aynısını geri verecektir. Doğru, dürüst olmasını istiyorsanız. Siz de yalan söylemeyin.

İçinizdeki çocuğa seslenin, onu oradaki uykusundan uyandırın.Kendi çocukluk yıllarınıza dönün. Neler hissettiğinizi neler yaşadığınızı düşünün. Çocuğunuzu anlamak şimdi daha da kolaylaşacaktır. Çocuğunuz kendisini sizin yerinize koyamaz çünkü o sizin yaşadıklarınızı henüz yaşamadı.Ama siz kendinizi onun yerine koyabilirsiniz.Çocuğunuzla empati kurun. Çocuğunuza mutlaka "Seni anlıyorum."Mesajını gönderin.

Kaç tane çocuğunuz olursa olsun,ikiz de olsalar hepsi ayrı yaratılmıştırlar. Çocuklarınız eşsizdir. Bir eşleri ya da benzerleri bulunmaz.O yüzden tüm çocuklarınızı aynı kalıba sokmayın her birinin ayrı ayrı yetenekleri ve özellikleri mevcuttur.
Çocuklarınıza birer birey olarak saygı gösterin.Çocuğunuza yapabile- ceğiniz en önemli yardım; geri planda kalarak kendi benliğinin gelişmesinde, kendine ait bir kişilik geliştirmesinde yardımcı olabilmektir.

Çocuğun güçlü bir kişilik yapısına sahip olabilmesi için de tutarlı bir aile ortamında yetişmesi gerekmektedir. Yetişkinlerin yönettiği uyumlu , tutarlı, dengeli,sevgi ve saygı ilişkisine dayalı baskıcı olmayan bir aile ortamına her çocuğun ihtiyacı vardır.

Çocuğunuzun , çeşitli davranışlarını sınırlandırabilirsiniz. Ama asla çocuğunuzun duygularını ve hayallerini sınırlandıramazsınız. Onun duygularını önlemeye çalışmayın aksine onun duygularını düşüncelerini dile getirmesini sağlayın.Onunla her fırsatta konuşun.

Çocuklarınızın davranışlarını kontrol altında tutabilmek için , akla ve mantığa uygun sınırları ve kuralları eşinizle (ailenizle) birlikte koyun. Koyduğunuz kurallar uygulanabilir olmalıdır. Kuralları hemen uygulamaya geçin. Unutmayın tüm çocuklar için reçete gibi kurallar yoktur. Çocuğunuzun yapısına ve yaşadığınız ortama uygun kuralları kendi deneyimlerinizle en uygununu sizler bulmalısınız.

Çocuğunuzun kendi kendine yetebilen , olumlu bir kişilik sahibi olmasını istiyorsanız. Olumlu yapmış olduğu davranışları onaylayıp destekleyin . Onu teşvik edin , olumsuz davranışlardan vazgeçirmek için bu davranışların fazla üzerinde durmayın. Olumlu davranışları pekiştirin çocuklar, ısrarla üzerinde durulan davranışları tekrarlama eğilimindedirler. Birtakım davranışları, yasaklamak yerine diğer davranışları desteklemeyi tercih edin.

"Okula gidince öğretmen onu hizaya sokar. Öğretmen onun hakkından gelir." Demeyin. Çünkü eğitim okuldan önce evde başlar. Okulda geçirilen zaman süresi çok sınırlıdır. Ayrıca öğretmenin uğraşması gereken tek öğrenci sizin çocuğunuz değildir. Hayat okulunun ilk sınıfı aile eğitimiyle başlar. Okulda verilen eğitimle , ailede verilen eğitim birbiriyle tutarlı olmalıdır. Çelişkiler olursa çocuk seçim yapmak zorunda kalır. Okul mu? Ev mi? Şeklinde çocuk bocalar. Bu çelişkiyi çocuğa yaşatmamak için okul ve aile paralel bir eğitim vermelidir.

Çocuğunuzu ne kadar fazla uyaranlarla , karşı karşıya bırakırsanız. çocuğunuzun zihinsel, bedensel, sosyal gelişimi o kadar çabuk ve iyi olur. Çocuğunuzun zekasını geliştirmek için , zeka geliştirici oyunlar oynayın. Konuşmasını geliştirmek içinse onunla bol bol ve her konuda daha doğmazdan önce konuşmaya başlayın.
Çocuğunuza zaman ayırın. Ayırdığınız zamanın,çokluğu ya da azlığı çok önemli değil önemli olan o zamanın niteliğidir.
Özellikle çalışan anneler çocuklarına zaman ayıramadıklarında şikayetçidirler. Bire bir zaman ayırmak yerine mutfakta yemek yaparken onunla konuşmak"Bugün okulda ne yaptınız. Sınavın nasıl geçti." Gibi. Alışverişe birlikte çıkabilmek, akşam yürüyüşleri yapabilmek. Sınırlı zamanı etkin ve en iyi şekilde kullanabilmek önemlidir.

Çocuğumuzun da bizim de eksik olan yönlerimiz mutlaka vardır. Kendi kendinizle barışık olun. iyi ve kötü yanlarınızla çocuğunuzu ve kendinizi kabul edin.Unutmayın , hatasız kul olmaz.

Çocuğumuza , çocukluğunu yaşama fırsatı verelim. Yaşamadığı çocukluk günlerinin hesabını bir gün gelip bize sormaya mutlaka kalkacaktır.

Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sanatıdır. Zaman zaman kızabiliriz. Sinirleniriz. Hatta onları cezalandırırız. Siz de insansınız yaşadığınız ve hissettiğiniz duygulardan dolayı kendinizi suçlamayın."Kendimi çocuklarım için feda ediyorum."Duygusuna kapılan ve böyle yaşayan kişiler çok da iyi yapıyor sayılmazlar. Sizin hayatınız size , onların hayatı da onları aittir. Ortak bir yol bulup kendinize zaman ayırabilmeli ve size ait hayatın tadını çıkarabilmelisiniz.

Ana baba olmak serüveninde en iyi rehberiniz, kendi çocukluk yıllarınız ve duygularınızdır. Kendi çocukluğunuzu düşünün , çocukluğunuza dönün. Ve çocuklarınıza ona göre davranın.

alıntı:www.ailem.com

aile

 

 

Aile, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilir. Aile denince

genellikle aynı evde oturan anne ve baba ile, varsa onların

evlenmemiş çocukları anlaşılır. Bu tip aileye "çekirdek aile" denir.

Çekirdek ailedeki çocukların evlenmesiyle de yeni bir çekirdek aile

ortaya çıkar. Ama aile sözcüğünün bundan daha geniş anlamı da

vardır. Daha çok sayıda akrabadan oluşan birimi, hatta bir soyu

ya da sülaleyi tanımlamak için de aile sözcüğü kullanılır.

TEK TÜK VAR


TEK TÜK VAR

Bektaşi baba bir gün yıkanmak için hamama gitmiş. Yıkanıp paklandıktan sonra giyinmek için çıkarken adamın biri yaklaşıp :
“Baba içeri kalabalık mı?“ diye sormuş.
Bektaşi baba;
“Evet bir hayli kalabalık.“ demiş.
O ara bir kişi daha gelip bektaşi babaya:
“Baba içeri de adam var mı?“ demiş.
Bektaşi baba:
“Tek tük var:“ demiş.
İlk soran adam :
“Baba biraz evvel bana içeri dolu dedin şimdi de ona tek tük var diyorsun.“
Bektaşi baba gülümsiyerek:
“Oğul sen bana içeri kalabalık mı diye sordun, o ise içeride adam var mı diye sordu.“

ÇOcuk Eğitimi(1)

245145 Olumsuz Aile Tutumları

a. Anne ve babanın tutumları arasında tutarsızlık
: Bu tutumda, bir çocuğa annenin ayrı, babanın ayrı bir tutum izlemesi söz konusudur. Çocuğa konulan sınırların sürdürebilmesi için anne-babanın davranışlarında tutarlı olması gerekir.

b. Aile içindeki kardeşlere farklı tutumlar : Burada çocuklar arasında ayrımcılık vardır. Örneğin, kız çocukla erkek çocuk arasında veya yatağını ıslatan çocukla diğer çocuklar arasında ayırım yapılır.

c. Aile içi kutuplaşmalar: Aile içinde bazen klikleşmeler, aile içindeki bir grubun başka gruba ya da kişiye karşı çıkması, gizli anlaşmalar oldukça sık görülür. Bazen anne-baba çocuklara karşı, çocuklar anne-babaya karşı, bazen de bir çocukla baba, bir başka çocukla anneye karşı kutuplaşabilir. Çocuk aile içinde herkesin yüklendiği bir şamar oğlanı da olabilir.