| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
.................................................................................................................................................................................................................................................................................................
Image Hosted by ImageShack.us
Ne mutlu TÜRK 'üm diyene...
Image Hosted by ImageShack.us..........
g ü l e r y ü z l ü . s i t e
________ y e t i ş k i n ________

güleryüzlü site

*~*~*~*~* ‘ HOW HAPPY IS HE WHO CAN SAY “ I am a Turk..! " ' *~*~*~*~*

25 "çocuk" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"çocuk" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yalnızlık

 

"Yalnızlık nedir?" diye sordu çocuk
Gülümsedi kadın
"Memeden kestiğimde seni
İçimde doğan boşluk gibidir" dedi.

"Kokundan uzak kaldığım an gibi mi?" dedi çocuk
"Ses sağnağında yüreğine tek bir tınının değmemesi gibi,
Düşsüz uyku gibi,
Renksiz düş gibi,
Çocuksuz ana kucağı gibi" dedi kadın.

"Yalnızlık nedir?" diye yeniden sordu çocuk
"Aşksız bahar gibi,
Kokmayan çiçek gibi,
Arı konmayan renk gibi" dedi kadın.
Hüzünlendi çocuk,
Gamzelerine iki büyük çaresizlik doldurarak
"Yalnızlık yavrusunun gözlerindeki çaresizlik gibidir" dedi kadın.

"Ağlatacak kadar güçlü müdür?" dedi çocuk,
Sarıldı kadın çocuğa
"Sana akan bu sevdam kadar keskindir" dedi
"Gülümsemene büyüttüğüm umudum kadar güçlü.."

"Acıtır mı insanın canını?" dedi çocuk
"Seni kaybetmenin korkusu kadar acı,
Senin gözyaşlarının ateşinden daha yakıcı" dedi kadın.

"Hep yalnız mıydın?" dedi çocuk
Daldı anılara kadın,
Eski bir aşkın kalıntılarında dolaştı biraz,
Biraz eski mutluluklara dokundu.
Çekingen.. Biraz da özlemli
Bugündeki yalnızlığını yaratan büyük aşkını düşündü.

"Hiç bitmez mi yalnızlığın?" dedi çocuk
O'nun gibi bakmayan
O'nun gibi gülümsemeyenler geldi aklına.
O'nun sarmalarındaki sıcaklığı yaşatamayanları düşündü.
"Büyük aşklar büyük yalnızlıklar doğurur` dedi kadın
Sarıldı çocuğa kadın
Umuda sarılır gibi
Yalnızlığını yıllara gömer gibi
Sarıldı sevdasının en güzel meyvesine...

Çocuğunuzla konuşurken...

   inothinkingofyouwf3 

BİR ŞEYLER ÖĞRETİRKEN !

Bir şeyleri öğretirken yapmanız ve yapmamanız gerekenler?

Söylenmesi Gerekenler:

- İzin ver, müsaade et, açıklayayım?

- Önce yaparken beni izle, sonra sen dene?

- Bakalım, bunu beraberce nasıl çözümleyebiliriz?

- İlginç bir seçim... Bu cevabı nasıl seçtin?

- Cevap şöyle olmalı...

- Cevap’ın ne olduğunu bende bilmiyorum. Beraberce bakalım.

- Bunu şöyle yapabilirsin?

- Aynı şeyi birisi sana yapsa, kendini nasıl hissedersin?

- Yapılan hatalar, birbirimizden öğrendiklerimizden olur?

- Bunu böyle yapmanı istiyorum çünkü...

- Gidememenin sebebi şudur?

Bunları söylerken de, ses tonu çok önemli. Hoş bir ses tonu kullanmaya gayret edin.

Söylenmemesi Gerekenler:

- Bunu yaptığına inanmıyorum!

- Bu çok aptalca!

- Önemli değil, ben yaparım!

- Eğer böyle olmaya devam edeceksen, bundan sonrada kendi kendine bakmasını öğren?

- Bu cevap yanlış... Bana bu teste çalıştığını söylemiştin?

- Çocuk gibi hareket etme!

- Neden kardeşin gibi değilsin?

Bu tür şeyleri söylemek çocuğunuzu aşağılamak ve aşağı düşürmek olur.. Kendine olan özgüvenini yitirir.


  inothinkingofyouwf3 

Aslında çocuklarınızla konuşmanız göründüğü gibi zor değildir... Ama bunu zekice ve ustalıkla nasıl uygulayabiliriz? Çocuklarla iletişim çok değerli ve önemli bir unsurdur aile için. Sağlıklı bir aile yapısında, ailenin içice, sımsıkı olması ve problemlerinizi de çabucak çözmede yardımcı olur... Gergin, sinirli bir aile yapısı içinde büyüyen çocuklar, ailesi tarafından ters davranış şekilleri sergilerler. Bunun sonucunda da çocuk her zaman şaşkın, kafası karışmış bir şekilde, hayattan beklentisinin ne olacağını ve nasıl başa çıkacağını bilemeden, şaşkın bakışlarla izlemeye koyulur.

Eğer çalışan, çoğu zaman işinizle meşgul biriyseniz, çoğunlukla çocuklarınıza sorduğunuz soru tipleri ise şunlardır...

- Güzel uyudun mu?

- Günün nasıldı, nasıl geçti?

- Nereye gidiyorsun?

- Ne zaman döneceksin?

- Bugün okulda ne yaptın?

- Ödevlerini bitirdin mi?

- Yapma, yeter artık?

- Sana kaç kere söyleyeceğim?

Bu tür sorular çocuklarımıza zarar vermez, ama bu tip sorularla da bir yere gelinmez. Hedefiniz ve amacınız bu olmamalı... Öyle bir hedefimiz olmalı ki, çocuk ve aile bağı daha bir sıkı kenetlensin ve disiplin etmeye kalkıştığınızda, konuşacağınız şeyler etkili olsun ve her şeyden önce çocuğunuz sizinle her zaman için konuşma gereği duysun. Bir problemi olduğunda, sizden çekineceğine veya uzak duracağına, bu bağı önceden kurmakta size düşüyor...

ÖFKELİ VE KIZGIN ÇOCUK!..

 

 

Çocuğunuz size kızdığı zaman, şunları sıkça duyarsınız onlardan.

- Senden nefret ediyorum!

- Hayır, yapmayacağım ve beni de durduramazsın!

- Seni dinlemek zorunda değilim! Sende üvey babam gibisin!

- Artık seni sevmiyorum!

- Bunu konuşmak istemiyorum!

Söylenmesi Gerekenler:

- Böyle sinirlendiğin zamanlar, biliyorum bir şeylere sinirlenmiş olmalısın. Ne olduğunu söyler misin?

- Eğer bu derece bir şeye sinirlendiysen, bunun güzel bir nedeni olmalı?..Lütfen ne olduğunu benimle paylaşmak ister misin?..

- Bağırdığın zaman, benim olaya konsantre olmam zorlaşıyor. Lütfen sakin ve yavaş bir ses tonuyla konuşur musun?..

- Biraz önce kapıyı çarptın. Bu bana anlatıyor ki, bir şeye üzülmüş olmalısın. Ne olduğunu bana da söyler misin?..

- Eğer bazı şeyleri konuşmak istemiyorsan şimdi, ben seni bu konuda zorlamak istemiyorum.. Umarım fikrini değiştirirsin.. Çünkü konuşmak her zaman kişilere yardımcı olur. Bunun yanında, seni böyle üzgün görmek, beni de üzüyor???..

Söylenmemesi Gerekenler:

- Benimle sakın bir daha bu ses tonuyla (bağırarak) konuşma!...

- Seninle sakinleşene kadar konuşmayı ret ediyorum!..

- Nasıl cesaret edebilirsin böyle bir şeye!...

- Çok kızgınsın!...

- Kapa çeneni, sus!...

Özür dilemek...

ÖZÜR DİLEME!!..

245145Söylenmesi Gerekenler:

- Özür dilerim. Sana öyle bağırmamam gerekiyordu. Lütfen affet beni..

- Sana sormadan dışarı alışverişe gittiğim için senden çok özür dilerim. Bir dahaki sefere, eğer bana katılıp, katılmayacağını sana da sorarım...

- Belki de senden özür dilemem gerekiyor. Bu kadar beklemekle, eminim senin duygularını da incittim.

- Küçük bir şey için seni sinirlendirdiğim için özür dilerim. Biliyorum bu konuda çok hatalıydım.

- Bahse girerim, biraz önce söylediklerime çok üzüldün. Hata yaptım, yanlış davrandım. Umarım affedersin beni.

245145Söylenmemesi Gerekenler:

- Özür dilerim. Eğer istediğim şeyleri yapsaydın, bende sana arkadaşlarının yanında bağırmayacaktım.

- Üzülme!.. Biliyorsun bu anlamda söylemek istememiştim.

- Eğer şimdi özür dilemezsen, yarında şuraya gidemezsin...

Çocuk nasıl öğrenir ?

 

Eğer, bir çocuk sürekli eleştirilmişse;
Kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk kin ortamında büyümüşse;
Kavga etmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa;
Sıkılıp, utanmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse;
Kendini suçlamayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse;
Sabırlı olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse;
Kendine güven duymayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse;
Takdir etmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse;
Adil olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse;
İnançlı olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk kabul ve onay görmüşse;
Kendini sevmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse;
Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Dorothy Law Nolte
Çeviri: Doğan Cüceloğlu


Çocuk Deyip Geçmeyin

 

 Bilim adamları uyarıyor: Eğitim için 7 yaş çok geç, çocuğunuzun hayatta başarılı olmasını istiyorsanız eğitime daha erken başlayın! 0-6 yaşın eğitimiyle ilgili merak edilenleri AÇEV uzmanları açıklıyor: Hangi çocuk için ideal eğitim yaşı hangisi? Evde eğitim mümkün mü? Anne babaya düşen görevler neler?

 Erken eğitim, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek isteyen aileler için bir lüks değil, zorunluluk arz ediyor. Beynin en hızlı geliştiği 0-6 yaş arası dönem, çocukların eğitimine başlanması için en uygun zaman dilimi olarak kabul ediliyor.

ERKEN EĞİTİM ÇOCUĞA İKİ YIL KAZANDIRIYOR
Ana Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) uzmanları, 0-6 yaş çağında eğitime başlayan çocukların okulda ve hayatta daha başarılı olduğunu belirtiyor. Okul öncesi eğitime evde başlamak bile mümkün. Ancak Türkiye'de bu yaş aralığındaki 7 milyon çocuğun ancak yüzde 16'lık bir kısmı okul öncesi eğitim alabiliyor. Oysa erken eğitim, iki okul yılına denk gelecek başarı farkı yaratıyor.

Sekiz yıllık zorunlu eğitime rağmen, Türkiye'de ortalama eğitim süresi halen altı yılın altında. 7 milyonu aşkın kişi ise okuma yazma bilmiyor. İlköğretim çağındaki kız çocuklarının yüzde 10'u okula gitmiyor. İlköğretim çağına gelmiş çocukların ise yaklaşık yüzde 70'i okula hazır başlamıyor. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki, okul öncesi eğitim alan çocuklar diğerlerine oranla hem yaşamda, hem de okulda çok daha başarılı durumda. Türkiye'de 0-6 yaş grubundaki 7 milyon çocuğun ancak yüzde 16'sı, 6 yaş grubundaki çocukların sadece yüzde 25'i okul öncesi eğitimi hizmetlerinden yararlanıyor. Oysa Kuzey Avrupa başta olmak üzere Avrupa'da yüzde 100'e varan okullaşma söz konusu.


BELİRLEYİCİ DÖNEM
Erken çocukluk adı verilen 0-6 yaş arası dönem çocuğun en hızlı geliştiği dönem. Beyin gelişiminin büyük bir bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanıyor. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler, beynin çalışma biçimi için belirleyici olduğundan bu dönemde çocuğun yeterli beslenmesinin yanı sıra, gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması da önem taşıyor. Bu alanda Türkiye'de en büyük kampanyayı ise Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) yürütüyor. 1993'te kurulan AÇEV, 0-6 yaş dönemi eğitim konusuna dikkat çekmek için 2005'te "7 Çok Geç" kampanyasını başlattı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Türk Eğitim Vakfı'nın da bulunduğu 7 sivil toplum örgütü de kampanyayı destekliyor.

Nobel ödüllü iktisatçı James Heckman "Çocuklara yatırım yapmak için onların birer yetişkin olmasını bekleme lüksümüz olmadığı gibi, onlar okula başlayana kadar bekleme lüksümüz de yok, çünkü o zaman müdahale etmek için çok geç olabilir" diyor. Çocuklara yönelik eğitimin özellikle de okul öncesi eğitimin önemi, rakamlara da yansımış durumda... OECD araştırmaları, Türkiye'de erken çocukluk eğitimi alan ve almayan öğrenciler arasında iki okul yılına denk gelen başarı farkı olduğunu gösteriyor.

7 ÇOK GEÇ...
AÇEV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel Göçer, iki yıl önce "7 Çok Geç" kampanyasını okul öncesi eğitimin önemine dikkat çekmek için başlattıklarını anlatıyor. Erken çocukluk eğitiminin insan gelişiminin başlangıç noktası olduğuna işaret eden Göçer, okul öncesi eğitim konusunda dünyadaki durum ile Türkiye karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablonun, hiç de iç açıcı olmadığını söylüyor. Göçer, şu ana akadar Türkiye'de kurum merkezli eğitim modelinin şimdiye dek benimsenen ana model olduğunu, 4-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 25'inin 5-6 yaş grubundaki çocukların ancak yüzde 32'sinin Milli Eğitim Bakanlığı'na veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı okul öncesi kurumlardan faydalandığını vurguluyor. Ayla Göksel Göçer, zorunlu eğitim öncesinde, 3-5 yaşlarında erken çocukluk eğitimine ulaşan çocuk oranlarına bakıldığında ekonomik açıdan Türkiye'nin çok benzetildiği Meksika'da bile çocukların yüzde 70'nin bu eğitimden yararlandıklarına dikkat çekiyor.
alıntı

Çocuk Eğitiminde 33 hata

 

 

Eğitimci yazar Sait Çamlıca, çocuğu dünyaya getirmek değil onu iyi yetiştirmek asıl marifettir diyor. Çocuk eğitiminde yapılan 33 Hata kitabının yazarından anne babalara öneriler:



Yazarın Meriç Yayınları arasında neşredilen kitabı, anne ve babaların yaptığı 33 hatayı örnekler ve öykülerle izah ediyor. hayatının 14 senesini yurtdışında geçiren yazar, Batı ile Türk aileleri arasında farkları da göstermeyi ihmal etmiyor.

"Bu dünyada bana bir "melek" gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar. Yerleri tekmeleyerek, kendisini yerden yere atarak ağlayan ve gülen çocuklar henüz ikiyüzlülüğün ne demek olduğunu bilmiyorlar. Günahsız melekler nereden öğreniyor ikiyüzlü olmayı da iki yüz yüzlü insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz?" diyen yazar Sait Çamlıca, "Bu kadar çok kapkaççılar, sokak çocukları nereden türedi? "Okulda dehşet" başlıklı haberler hepimize normal gelmeye başladı. Daha beş yıl öncesine kadar böyle haberler duymak çok zordu. Bugün neredeyse her hafta yeni bir "dehşet" haberi duyar olduk. Bu gençler nasıl bu kadar vahşi olabiliyor?" diye sorduktan sonra çocuk eğitiminin önemine dikkat çekiyor ve "Bir ülke nüfusunun %100'ü çocuklardan oluşmamaktadır. Ancak ülke geleceğinin %100'ü çocuklardır. Bu dünya bizlere dedelerimizden miras kalmadı. Bu dünya bize çocukların emanetidir" diyor.

Çocuk eğitimi konusunda 'niçin 33 maddeye önem veren bir kitap yazdığı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: 33 ayrı fotoğraf karesi göstermeye çalıştım. Her fotoğrafta kendi çocuklarımızın yerini görmeye çalışmalıyız.


Yazar'ın anne ve babalara şu önerilerde bulunuyor:



Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü
Bir tavuğun civcivini koruma girişimini bir düşünün. O cılız bedenine rağmen, yavrularına saldıran korkunç tilkinin gözlerini oymak istercesine saldırıyor. Hiçbir canlı, dünyanın en korkak varlığı kabul edilen tavuğa, yanında civcivleri varken yaklaşamaz. O tavuğa, o gücü veren annelik duygusudur. Kuşların en küçüğü çöplük bülbülü bile, yuvasındaki yavruları uğruna baykuşla pençeleşir.
Çocuklarınızı Tilkilerde daha alçak olan dünyanın egemen güçlerine yem etmeyin. Çocuklarını sevgisiz bırakan aileler, onlarla yeterince ilgilenmeyen anne babalar çocuklarını vahşi bir canavar olan kapitalist dünyanın ellerine teslim etmiş oluyorlar.
Depremde binanın altında kalan anne, çocuğunu kurtarmak için, eline geçirdiği cam parçasıyla kolunu kesip çocuğunu kurtarmış. Bunu ancak bir anne yapar. Anne veya baba olmanın o muhteşem gücüyle çocuklarınıza sahip çıkın.
Anne çocuğunu dövdüğü halde, çocuk yine de annesinin kucağına sığınır. Bu o çocuğun en mutlu anlarından biridir. Annelik, babalık muhteşem bir güçtür. Bu gücünüzle çocuklarınızı kurtaramazsanız, hiçbir güç onları kurtaramaz.

İnsan sıcağa koşar
Evinizi sıcak tutun. Sevgi ateşini asla söndürmeyin. Sevginize ve ilginize doymayan çocuklar, kendilerini yalnız hissetmeye başlar. Yalnızlık, insanın bu dünyada kaldırabileceği en zor yüklerden bir tanesidir. Evinizi sıcak tutun. Çünkü insan sıcağa koşar. Yüreğinizde ki sıcaklıkla çocuklarınızı evinizde eğitin.

Çırak – usta ilişkisi
Öğretmenin en kalıcı olanı, örnek olunarak yapılanıdır. Siz ustasınız, çocuğunuz çırak. Sizi takip edecek mutlaka. Sanayide ustalar çıraklarına çok az şey söylerler. Usta sadece işini iyi yapar. Çocuk ustayı seyrederek yetişir. Çıraklarınıza iyi örnek olun.
İnsan dikkatle dünyaya baksa iki şey görür; Tohumlar ve meyveler. Hayatın özeti; tohumlar ve meyvelerdir.. Meyve tohumda arzu, tohum meyve de şarkı... Tohum, sonra meyve; meyve sonra tohumdur.
Her tohum kendi meyvesini verir. Bugünü hazırlayan şeylerin kökleri geçmiştedir. Atılan tohumlar, görünmez ilahi hikmetle birleşerek, bir süre sonra meyvelerini verir.
Her şey az ya da çok diğer şeyden hız alır. Tohumlar ve meyveler... birisinin sonucu, diğerine sebeptir. Usta kötü olursa çırakta kötü olur.

Diken Boş Bırakılan Bahçede Yetişir
Bir binanın önünden geçerken bakıyorsunuz ki bina yamuk yapılmış. Yerden göğe kadar dimdik durması gereken bina yamuk duruyorsa kimi suçlarsınız? Hiç kimse kalkıp ta binayı suçlama hakkına sahip değildir. "Niye yamuk duruyorsun sen?" demeyiz. Muhteşem bir mimari eserin önünden geçerken hayranlıkla seyrederiz o binayı. "Helal olsun bunu yapan ustaya!" deriz. O muhteşem yapının kendiliğinden o güzelliğe ulaşmadığını biliriz.
Bir bahçenin yanından geçerken, her tarafının dikenlerle kaplı olduğunu gördüğünüz zaman kimi suçlarsınız. Bahçeyi mi? Bahçede ki dikenleri mi? Yoksa bahçıvanı mı? Her şeyi mükemmel bakımı yapılmış, içi rengarenk çiçeklerle donatılmış bir bahçe gördüğümüzde yine bahçıvanı tebrik ederiz. Çünkü hiçbir eser, hiçbir yapı, hiçbir bahçe kendiliğinden meydana gelmez.
"Bahçedeki dikenlerin sorumlusu damı bahçıvan? O dikenleri oraya bahçıvan dikmedi ki!" diye itiraz edebilirsiniz. Ama haklı bir itiraz değil bu. Çünkü diken boş bırakılan bahçede yetişir. Tabiatın değişmez kanunları vardır. Şu kainatta hiçbir şey boş bırakılmamıştır, bırakılmayacaktır da. Siz bahçeye çiçek tohumlarını ekmezseniz, bahçede yetişen yaban otlarını temizlemezseniz, çiçeğe ihtiyacı kadar suyu vermezseniz o bahçede dikenler yetişir. Çünkü dikenin tohumu yoktur. Diken boş bırakılan bahçede kendiliğinden yetişir.
Bugün çocuğunuzdan çok memnunsanız, kendisine, ailesine ve yaşadığı topluma faydalı bir evlat yetiştirmişseniz bu sizin büyük bir zaferinizdir. Şayet çocuklarınızdan ve çocuklarınızın yaptıklarından memnun değilseniz, kendinizi ve yaptıklarınızı sorgulayın.
Çocuklarınız sizin eserleriniz. Usta sizsiniz. Sanatkar sizsiniz.

Çocuklarınız sizi yaratıcının bir emanetidir. Emanetlerinize sahip çıkın"

BEKLETEN ŞİİR

 

BEKLETEN ŞİİR


Anne karnında

Dokuz ay on gün,

Allah'ın emriyle

Bir ömür bekle...

Anayla,babayla

Komşu çocuklarıyla

Oynarken sokakta

Büyümeyi bekle...

Mavi önlüğü giyip

Gittiğinde okula

Okumayı yazmayı

Bahar sonu karneyle

Yaz tatilini bekle...

Sınavlara girmeyi

Dereceler yapmayı

Bir okul kazanmayı

Bir meslekte kalmayı

Evlenmeyi bekle...

Askerlikte gün sayıp

Vatan borcunu yapıp

Tezkereyi de alıp

Eve dönmeyi bekle...

Uzun ince bir yolda

Ayrılık varsa falda

Gurbetteki sevgilin

Dönecek diye bekle...

Mutlu yaşam kurmayı

Çocuk sahibi olmayı

Hayallere ermeyi

Geleceğini bekle...

Doğdu doğacak diye

Yarın emekler diye

Okulda n'apar diye

Merak ederek bekle...

Bir ev,  araba için

Para umut ederek

Loto,toto ,sayısal

Kazanmayı bekle...

Bankaların önünde

Maaş alacam diye

Aldığını borçlara

Yatırmak için bekle...

Ah şu okula girse

Yüksek okul bitirse

Bir de bir işe girse

Olacak  diye bekle...

İşinde başarmayı

Sağlıklı yaşamayı

Sağ kalıp hak almayı

Emekliliği bekle... 

Vakti geliyor  diye

Bulsa gelse ;  hediye

Hayırlısıdır diye

Evlendirmeyi bekle...

Torun tombalak olsun

Evin içine dolsun

Gönüller mutlu olsun

Diye bir umut  bekle...

Geçen ömür hayırsa

Sağlık başa kalırsa

Çok mutlu da olunsa

Bir gün " ÖLÜM" ü  bekle...

STAŞERM

Bir annenin itirafı...

 

            Bir Annenin İtirafı

Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı ;

*Ona  işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim...

*Hatalarını daha az düzeltir,onunla daha çok yakınlık kurmaya çalışırdım...

*Onu sadece gözlerimle izler,saat kısıtlamaları koymazdım...

*Daha ilgili olmaya,daha çok şefkat göstermeye çalışırdım...

*Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar,uçurtmalar uçururdum...

*Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine,onunla oyun oynardım...

*Onunla kırda koşar,yıldızları seyrederdim...

*Onunla daha az çekişir,daha çok sarılırdım...

*Ona her zaman katı davranmaz,onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim...

*Güç konusunda daha az ders verir,sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim...