| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
.................................................................................................................................................................................................................................................................................................
Image Hosted by ImageShack.us
Ne mutlu TÜRK 'üm diyene...
Image Hosted by ImageShack.us..........
g ü l e r y ü z l ü . s i t e
________ y e t i ş k i n ________

güleryüzlü site

*~*~*~*~* ‘ HOW HAPPY IS HE WHO CAN SAY “ I am a Turk..! " ' *~*~*~*~*

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR...

 

 

 

Adam genç kadına seslendi:
- Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu:
- Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı;
- Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
İkisi de bahar kokuyordu...
Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine;
- Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam
- Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sırasıra.
Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.
Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.
Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı;
- Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.
- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı
- Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi;
- Bana can borcun var!
Kadın irkildi;
- Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam;
- Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının
- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı;
- Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi;
- Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı;
- Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi;
- Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı:
- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi:
- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,
- Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Haykırışı yağmura karıştı.
Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...

Özür dilemek...

ÖZÜR DİLEME!!..

245145Söylenmesi Gerekenler:

- Özür dilerim. Sana öyle bağırmamam gerekiyordu. Lütfen affet beni..

- Sana sormadan dışarı alışverişe gittiğim için senden çok özür dilerim. Bir dahaki sefere, eğer bana katılıp, katılmayacağını sana da sorarım...

- Belki de senden özür dilemem gerekiyor. Bu kadar beklemekle, eminim senin duygularını da incittim.

- Küçük bir şey için seni sinirlendirdiğim için özür dilerim. Biliyorum bu konuda çok hatalıydım.

- Bahse girerim, biraz önce söylediklerime çok üzüldün. Hata yaptım, yanlış davrandım. Umarım affedersin beni.

245145Söylenmemesi Gerekenler:

- Özür dilerim. Eğer istediğim şeyleri yapsaydın, bende sana arkadaşlarının yanında bağırmayacaktım.

- Üzülme!.. Biliyorsun bu anlamda söylemek istememiştim.

- Eğer şimdi özür dilemezsen, yarında şuraya gidemezsin...

RECIPE FOR LIVER (Fıkra)

RECIPE FOR LIVER
One day the Hodja thought he would like to eat liver. So he went and bought some from the butcher. When he was happily returning home, he met a friend of his and told him what he had bought.
"Do you know, how to prepare this liver?" asked his friend, and the Hodja suddenly remembered that he didn't. Because he was poor, he couldn't eat it very often. "No" he said.
His friend told him how to prepare it, but the Hodja asked him to write it down. This he did, and the Hodja took the recipe, put it in his pocket and went on his way.

As he neared his home a peregrine falcon swooped down, took the liver, and flew away.
The Hodja called after it helplessly:
"You have got the liver, but you will not enjoy it because I have still the recipe!"

İki kızımız olsa


Iki Kızımız Olsa Güzelim - Erol SAYAN - The funniest home videos are here
*****

İki kızımız olsa güzelim

Cümle alem duyası

Birinin adı Bükülü ipek

Öbürü İğne oyası...

***

İki odamız  olsa güzelim

Üstümüze tapusu

Birine gül bahçesi desek

Birine bülbül yuvası...

***

Ve bir dilimiz olsa güzelim

Yanlız  ikimiz arası

Bütün sözlerinin yarısı sevmek

Ve sevilmek  yarısı...

Siteniz için takvim

.

Takvim kodu

<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" name="Custom Calendar" width="300" height="182">
 <param name="name" value="Custom Calendar" />
 <param name="width" value="300" />
 <param name="height" value="182" />
 <param name="pluginspage" value="
http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" />
 <param name="allowscriptaccess" value="samedomain" />
 <param name="wmode" value="transparent" />
 <param name="quality" value="high" />
 <param name="src" value="
http://www.blingpixie.com/Generators/Custom-Calendars/calendar.swf?s=118&amp;flip=undefined&amp;i=winter.jpg&amp;alpha=30" />
 <embed type="application/x-shockwave-flash" name="Custom Calendar" width="300" height="182" pluginspage="
http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" allowscriptaccess="samedomain" wmode="transparent" quality="high" src="http://www.blingpixie.com/Generators/Custom-Calendars/calendar.swf?s=118&amp;flip=undefined&amp;i=winter.jpg&amp;alpha=30"></embed>
</object>
<br />

Çocuk nasıl öğrenir ?

 

Eğer, bir çocuk sürekli eleştirilmişse;
Kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk kin ortamında büyümüşse;
Kavga etmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa;
Sıkılıp, utanmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse;
Kendini suçlamayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse;
Sabırlı olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse;
Kendine güven duymayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse;
Takdir etmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse;
Adil olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse;
İnançlı olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk kabul ve onay görmüşse;
Kendini sevmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse;
Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Dorothy Law Nolte
Çeviri: Doğan Cüceloğlu


Çocuk Deyip Geçmeyin

 

 Bilim adamları uyarıyor: Eğitim için 7 yaş çok geç, çocuğunuzun hayatta başarılı olmasını istiyorsanız eğitime daha erken başlayın! 0-6 yaşın eğitimiyle ilgili merak edilenleri AÇEV uzmanları açıklıyor: Hangi çocuk için ideal eğitim yaşı hangisi? Evde eğitim mümkün mü? Anne babaya düşen görevler neler?

 Erken eğitim, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek isteyen aileler için bir lüks değil, zorunluluk arz ediyor. Beynin en hızlı geliştiği 0-6 yaş arası dönem, çocukların eğitimine başlanması için en uygun zaman dilimi olarak kabul ediliyor.

ERKEN EĞİTİM ÇOCUĞA İKİ YIL KAZANDIRIYOR
Ana Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) uzmanları, 0-6 yaş çağında eğitime başlayan çocukların okulda ve hayatta daha başarılı olduğunu belirtiyor. Okul öncesi eğitime evde başlamak bile mümkün. Ancak Türkiye'de bu yaş aralığındaki 7 milyon çocuğun ancak yüzde 16'lık bir kısmı okul öncesi eğitim alabiliyor. Oysa erken eğitim, iki okul yılına denk gelecek başarı farkı yaratıyor.

Sekiz yıllık zorunlu eğitime rağmen, Türkiye'de ortalama eğitim süresi halen altı yılın altında. 7 milyonu aşkın kişi ise okuma yazma bilmiyor. İlköğretim çağındaki kız çocuklarının yüzde 10'u okula gitmiyor. İlköğretim çağına gelmiş çocukların ise yaklaşık yüzde 70'i okula hazır başlamıyor. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki, okul öncesi eğitim alan çocuklar diğerlerine oranla hem yaşamda, hem de okulda çok daha başarılı durumda. Türkiye'de 0-6 yaş grubundaki 7 milyon çocuğun ancak yüzde 16'sı, 6 yaş grubundaki çocukların sadece yüzde 25'i okul öncesi eğitimi hizmetlerinden yararlanıyor. Oysa Kuzey Avrupa başta olmak üzere Avrupa'da yüzde 100'e varan okullaşma söz konusu.


BELİRLEYİCİ DÖNEM
Erken çocukluk adı verilen 0-6 yaş arası dönem çocuğun en hızlı geliştiği dönem. Beyin gelişiminin büyük bir bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanıyor. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler, beynin çalışma biçimi için belirleyici olduğundan bu dönemde çocuğun yeterli beslenmesinin yanı sıra, gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması da önem taşıyor. Bu alanda Türkiye'de en büyük kampanyayı ise Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) yürütüyor. 1993'te kurulan AÇEV, 0-6 yaş dönemi eğitim konusuna dikkat çekmek için 2005'te "7 Çok Geç" kampanyasını başlattı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Türk Eğitim Vakfı'nın da bulunduğu 7 sivil toplum örgütü de kampanyayı destekliyor.

Nobel ödüllü iktisatçı James Heckman "Çocuklara yatırım yapmak için onların birer yetişkin olmasını bekleme lüksümüz olmadığı gibi, onlar okula başlayana kadar bekleme lüksümüz de yok, çünkü o zaman müdahale etmek için çok geç olabilir" diyor. Çocuklara yönelik eğitimin özellikle de okul öncesi eğitimin önemi, rakamlara da yansımış durumda... OECD araştırmaları, Türkiye'de erken çocukluk eğitimi alan ve almayan öğrenciler arasında iki okul yılına denk gelen başarı farkı olduğunu gösteriyor.

7 ÇOK GEÇ...
AÇEV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel Göçer, iki yıl önce "7 Çok Geç" kampanyasını okul öncesi eğitimin önemine dikkat çekmek için başlattıklarını anlatıyor. Erken çocukluk eğitiminin insan gelişiminin başlangıç noktası olduğuna işaret eden Göçer, okul öncesi eğitim konusunda dünyadaki durum ile Türkiye karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablonun, hiç de iç açıcı olmadığını söylüyor. Göçer, şu ana akadar Türkiye'de kurum merkezli eğitim modelinin şimdiye dek benimsenen ana model olduğunu, 4-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 25'inin 5-6 yaş grubundaki çocukların ancak yüzde 32'sinin Milli Eğitim Bakanlığı'na veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı okul öncesi kurumlardan faydalandığını vurguluyor. Ayla Göksel Göçer, zorunlu eğitim öncesinde, 3-5 yaşlarında erken çocukluk eğitimine ulaşan çocuk oranlarına bakıldığında ekonomik açıdan Türkiye'nin çok benzetildiği Meksika'da bile çocukların yüzde 70'nin bu eğitimden yararlandıklarına dikkat çekiyor.
alıntı

Çocuk Eğitiminde 33 hata

 

 

Eğitimci yazar Sait Çamlıca, çocuğu dünyaya getirmek değil onu iyi yetiştirmek asıl marifettir diyor. Çocuk eğitiminde yapılan 33 Hata kitabının yazarından anne babalara öneriler:



Yazarın Meriç Yayınları arasında neşredilen kitabı, anne ve babaların yaptığı 33 hatayı örnekler ve öykülerle izah ediyor. hayatının 14 senesini yurtdışında geçiren yazar, Batı ile Türk aileleri arasında farkları da göstermeyi ihmal etmiyor.

"Bu dünyada bana bir "melek" gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar. Yerleri tekmeleyerek, kendisini yerden yere atarak ağlayan ve gülen çocuklar henüz ikiyüzlülüğün ne demek olduğunu bilmiyorlar. Günahsız melekler nereden öğreniyor ikiyüzlü olmayı da iki yüz yüzlü insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz?" diyen yazar Sait Çamlıca, "Bu kadar çok kapkaççılar, sokak çocukları nereden türedi? "Okulda dehşet" başlıklı haberler hepimize normal gelmeye başladı. Daha beş yıl öncesine kadar böyle haberler duymak çok zordu. Bugün neredeyse her hafta yeni bir "dehşet" haberi duyar olduk. Bu gençler nasıl bu kadar vahşi olabiliyor?" diye sorduktan sonra çocuk eğitiminin önemine dikkat çekiyor ve "Bir ülke nüfusunun %100'ü çocuklardan oluşmamaktadır. Ancak ülke geleceğinin %100'ü çocuklardır. Bu dünya bizlere dedelerimizden miras kalmadı. Bu dünya bize çocukların emanetidir" diyor.

Çocuk eğitimi konusunda 'niçin 33 maddeye önem veren bir kitap yazdığı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: 33 ayrı fotoğraf karesi göstermeye çalıştım. Her fotoğrafta kendi çocuklarımızın yerini görmeye çalışmalıyız.


Yazar'ın anne ve babalara şu önerilerde bulunuyor:



Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü
Bir tavuğun civcivini koruma girişimini bir düşünün. O cılız bedenine rağmen, yavrularına saldıran korkunç tilkinin gözlerini oymak istercesine saldırıyor. Hiçbir canlı, dünyanın en korkak varlığı kabul edilen tavuğa, yanında civcivleri varken yaklaşamaz. O tavuğa, o gücü veren annelik duygusudur. Kuşların en küçüğü çöplük bülbülü bile, yuvasındaki yavruları uğruna baykuşla pençeleşir.
Çocuklarınızı Tilkilerde daha alçak olan dünyanın egemen güçlerine yem etmeyin. Çocuklarını sevgisiz bırakan aileler, onlarla yeterince ilgilenmeyen anne babalar çocuklarını vahşi bir canavar olan kapitalist dünyanın ellerine teslim etmiş oluyorlar.
Depremde binanın altında kalan anne, çocuğunu kurtarmak için, eline geçirdiği cam parçasıyla kolunu kesip çocuğunu kurtarmış. Bunu ancak bir anne yapar. Anne veya baba olmanın o muhteşem gücüyle çocuklarınıza sahip çıkın.
Anne çocuğunu dövdüğü halde, çocuk yine de annesinin kucağına sığınır. Bu o çocuğun en mutlu anlarından biridir. Annelik, babalık muhteşem bir güçtür. Bu gücünüzle çocuklarınızı kurtaramazsanız, hiçbir güç onları kurtaramaz.

İnsan sıcağa koşar
Evinizi sıcak tutun. Sevgi ateşini asla söndürmeyin. Sevginize ve ilginize doymayan çocuklar, kendilerini yalnız hissetmeye başlar. Yalnızlık, insanın bu dünyada kaldırabileceği en zor yüklerden bir tanesidir. Evinizi sıcak tutun. Çünkü insan sıcağa koşar. Yüreğinizde ki sıcaklıkla çocuklarınızı evinizde eğitin.

Çırak – usta ilişkisi
Öğretmenin en kalıcı olanı, örnek olunarak yapılanıdır. Siz ustasınız, çocuğunuz çırak. Sizi takip edecek mutlaka. Sanayide ustalar çıraklarına çok az şey söylerler. Usta sadece işini iyi yapar. Çocuk ustayı seyrederek yetişir. Çıraklarınıza iyi örnek olun.
İnsan dikkatle dünyaya baksa iki şey görür; Tohumlar ve meyveler. Hayatın özeti; tohumlar ve meyvelerdir.. Meyve tohumda arzu, tohum meyve de şarkı... Tohum, sonra meyve; meyve sonra tohumdur.
Her tohum kendi meyvesini verir. Bugünü hazırlayan şeylerin kökleri geçmiştedir. Atılan tohumlar, görünmez ilahi hikmetle birleşerek, bir süre sonra meyvelerini verir.
Her şey az ya da çok diğer şeyden hız alır. Tohumlar ve meyveler... birisinin sonucu, diğerine sebeptir. Usta kötü olursa çırakta kötü olur.

Diken Boş Bırakılan Bahçede Yetişir
Bir binanın önünden geçerken bakıyorsunuz ki bina yamuk yapılmış. Yerden göğe kadar dimdik durması gereken bina yamuk duruyorsa kimi suçlarsınız? Hiç kimse kalkıp ta binayı suçlama hakkına sahip değildir. "Niye yamuk duruyorsun sen?" demeyiz. Muhteşem bir mimari eserin önünden geçerken hayranlıkla seyrederiz o binayı. "Helal olsun bunu yapan ustaya!" deriz. O muhteşem yapının kendiliğinden o güzelliğe ulaşmadığını biliriz.
Bir bahçenin yanından geçerken, her tarafının dikenlerle kaplı olduğunu gördüğünüz zaman kimi suçlarsınız. Bahçeyi mi? Bahçede ki dikenleri mi? Yoksa bahçıvanı mı? Her şeyi mükemmel bakımı yapılmış, içi rengarenk çiçeklerle donatılmış bir bahçe gördüğümüzde yine bahçıvanı tebrik ederiz. Çünkü hiçbir eser, hiçbir yapı, hiçbir bahçe kendiliğinden meydana gelmez.
"Bahçedeki dikenlerin sorumlusu damı bahçıvan? O dikenleri oraya bahçıvan dikmedi ki!" diye itiraz edebilirsiniz. Ama haklı bir itiraz değil bu. Çünkü diken boş bırakılan bahçede yetişir. Tabiatın değişmez kanunları vardır. Şu kainatta hiçbir şey boş bırakılmamıştır, bırakılmayacaktır da. Siz bahçeye çiçek tohumlarını ekmezseniz, bahçede yetişen yaban otlarını temizlemezseniz, çiçeğe ihtiyacı kadar suyu vermezseniz o bahçede dikenler yetişir. Çünkü dikenin tohumu yoktur. Diken boş bırakılan bahçede kendiliğinden yetişir.
Bugün çocuğunuzdan çok memnunsanız, kendisine, ailesine ve yaşadığı topluma faydalı bir evlat yetiştirmişseniz bu sizin büyük bir zaferinizdir. Şayet çocuklarınızdan ve çocuklarınızın yaptıklarından memnun değilseniz, kendinizi ve yaptıklarınızı sorgulayın.
Çocuklarınız sizin eserleriniz. Usta sizsiniz. Sanatkar sizsiniz.

Çocuklarınız sizi yaratıcının bir emanetidir. Emanetlerinize sahip çıkın"

Jibjab ile eğlenin...

  

Öğrendiğim,hoşuma giden bir şeyler bulduğumda hemen sizlerlerle paylaşma ihtiyacı hissediyorum...Amacım sizleri memnun etmek...

   Bir şeyler bulmak,bunları bu sayfalara aktarmak zaman alıyor... Karşılığında ise içinizden bazılarınızı memnun edebilmek ve bunun böyle olduğunu düşünmek ; elde ettiğim en güzel hediye...

   Jibjab'a nasıl ulaşabiliriz ?

Önce üye olunuz :

  http://sendables.jibjab.com/category/starring_you    adresinden önce üye olmanız gerekiyor.

   Üye olduktan sonra eğlencenin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Kendinize bir çalışma konusu seçiniz:

   Önce ne var ne yok bir dolanın. Beğendiğiniz bir çalışma konusu seçin.

North Korea

Çalışma konunuz önünüze geldiğinde altında "Personalize & Send " yazılı ise ücretsiz çalışma yapabilirsiniz.

"Personalize & Send " tıklayın...Burada iki bölüm var :My heads (Kendi yüklediğimiz  kafalar)

                                                                                    Jibjab Heads(Jibjab'ın verdiği kafalar)

Nasıl resim yüklenir ?

Sağ alt köşedeki "Upload photo" ve sonra çıkacak "Browse" tuşundan faydalanarak bir resminizi ya da arkadaş resmi yükleyin.

Browse'den bir resim seçip yükledikten sonra sağ taraftaki ayar bölümünden şekil ve duruş ayarı yapabiliyorsunuz.Sol tarafta görünen  resminizin üzerine gidip sol tık yapıp  bırakmadan resmi oynatabilirsiniz.Böylece en iyi görüntüyü elde ettikten sonra  "next" i tıklayın.

Resmin göze hoş hale getirilmesi :

   Açılan sayfada resmin etrafındaki üçgen ve yuvarlakların yerini kafanın sınırlarında yer değiştirerek kafanızın üzerindeki fazlalıkları yok edip resme son görünümü kazandırmış oluyorsunuz.Buradan  "next"  ile diğer sayfaya geçiyorsunuz.

Çenemizi video da oynatabilmemiz için yapılacaklar :

   Bu safhada örnek resimde gördüğünüz gibi kendi resminizde de üçgenleri dudak birleşim noktalarına ; alt yuvarlağı çenetin alt ucuna,üst yuvarlağı ağızın tam orta noktasına getiriyorsunuz.(Ne elde ettiğinizi görmek için "Animate mouth" u tıklayın) "Next "  ile devam edin.

   "Done" yi tıklayın.Yaptıklarınızın kaydedilmesini bir süre için bekleyin.

   Önünüze çalışma konunuz gelecek ve yüklediğiniz resmi  My heads bölümünde göreceksiniz.

Kafaları yerleştirme:

    İki yöntemi var.a)My heads

                             b)Jibjab Heads

Hangi bölümü tıklarsanız o bölüme ait kafalar önünüzde açılacaktır.Sol tuştan faydalanarak tutup koyacağınız yere taşıyın.

                                                                 ****

Elde ettiğiniz resmi ya da videonun bir anını saklamak istiyorsanız....:

*Kopyalayacağınız sayfada iken " Print screen "tuşunu klavyeden tıklayın.

*Başlat > Tüm programlar > Donatılar > Paint > Düzen > Yapıştır

(Şu an resmin içinde bulunduğu sayfayı  görünüyor olmalısınız)

*Sol taraftaki şekillerden "noktalı dikdörtgen"i tıklayın.

*Kopyalanan  sayfa üzerinde  resminizi çizgi içine hapsedin.

*Sağ tık yapıp "KES"  tıklayın.İstediğiniz resim kaybolacak,yeri boş kalacak.

*Geriye kalan ,işe yaramayan sayfayı noktalı çizginin  içine alıp ; sağ tık yap - "Tümünü seç" i tıkla > "Seçileni temizle" yi tıkla.Şu an ekran tamamen boş.

*Sayfa üzerinde sağ tık yapıp "yapıştır" ı tıkla.Resminizin  tekrar gözükmesi lazım.

*Dosya (tıklayın)

*Kaydet (tıklayın)