UYGUR Türklerinde nevruz
GELDİ NEVRUZ GÜLDÜ GONCA (Türkiye Türkçe'si)
Göğün derinliklerinde çoban yıldızı doğdu, parladı.
Güneşin askerleri varlıkları geceden kurtardı.
Yıl, baharı dört mevsime başkan seçti.
Tabiata hayat suyu geldi, her yeri su bastı.
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı.
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Geldi güneş mart ayında kara "kışt kışt" diyerek
Mavi buzlar eridi, aktı sular pisliği önüne katarak
Giydi toprak yeni elbisesini yırtık pırtıklarını atarak
Eli açık olunduğunda, gelir baharın rızkı kat kat.
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı.
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Kuru bitkiler bu aylarda döndü aslına.
Sevinçli bitkiler,tüm tabiat sevinçle bürünecektir yeşile
Tüm canlılar yönelip kor gibi bahar faslına
Gençleşecektir can ulaşınca dilber cananın vaslına
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Felek çarkı döndü, güllere, çimenlere baktı.
Çelip nevruz, soğuk kırağının zincirini kırdı.
Özlemle yanan can damarında taze kan aktı.
Kavuşunca, Nevruz'un şefkati goncaya hoş geldi
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Dedi gonca : İlkbaharım, sen gönülden sevdiğimsin.
Bu âlemde yarattığım aziz sevgilimsin
Dedi Nevruz : Boynumdaki muskamsın
Canım fedadır hürlüğün için, çünkü *namusumsun.
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Dedi Nevruz : Günüm geçmez sensiz, sevgilisiz.
Gonca yüzünü görmezsem, yüzüm solgun olur renadan mahrum gibi.
Dedi gonca : Nevruz gelmediğinde hayat anlamsız
Canım sende, eğer sen olmazsan canım sığınaksız
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Güzel ismin doğru yazılmış benim Nevruz adıma
Şefkatin ve aşkın samimîce yerleşmiş yürek katıma.
Huyun suyun pek hoş geldi bana
Ebediyen sönmez ateş tutuştu bedenimde
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Nevruz söyleyerek geldi "hay hay ölen" ¹vay
Gonca Otkaş² gibi süslendi, şaşkınlaştı güneş ile ay
*Çaldı zaman "şadiyan³" şarkısını nağra' ve sunay5 ile
Başladı herkes eşlik etmeye bu melodiye ellerindeki şekerli çayla
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.
Uygur bilim adamlarından Nizamidin Hüseyin'in belirttiğine göre, Uygurlarda nevruz kutlamaları ile ilgili gelenekler "dokuz kılık" ya da "dokuz oğul" an'anesi çerçevesinde gelişmiştir. Bu an'aneler kısaca şöyledir:
*Birinci an'ane: Eski yılın bitiş şenliği. Her yerde nevruz davulu çalınarak nevruzun başladığı ilân edilir. Ev ev dolaşılıp "nevruz aşrap, nevruz beg, nevruz selam, nevruz gel" gibi gösteriler icra edilir. Herkes köydeki şenlik için imkânları nispetinde un, yağ, şeker, kuru yemiş, ekmek ve değişik yiyecekler getirir. Her mahallenin merkezlerinde kazanlarla bu getirilen şeylerden "köce" adlı bir yemek pişirilir.
*İkinci a'nane: İnsanlar temiz, güzel elbiselerini giyerek kutsal ibadet yerlerine giderler, aralarından ayrılmış olan büyüklerinin kabirlerini ziyaret ederek dualar okurlar.
*Üçüncü a'nane: İnsanlar birbirlerini ziyaret ederler, yardıma muhtaçlara yardım edilir, hastalar ve özürlüler ziyaret edilir.
*Dördüncü an'ane: Her bir yerleşim biriminde, orta yaş, genç veya çocuk gibi çeşitli grupların temsilcileri bu günde çeşitli nevruz oyunları icra ederler.
*Beşinci an'ane: Her yerde at gezisi, müzikli oturma gezisi, dağ gezisi, yurt gezisi , bağlara, bahçelere yapılan gezi gibi çeşitli gezi faaliyetleri düzenlenir.
*Altıncı an'ane: Nevruz aynı zamanda bir hikâye, bir destan söyleyiş günüdür.
*Yedinci anane: Bu günde büyükler ziyaret edilir,küsler barıştırılır.
*Sekizinci an'ane: Tarımla uğraşanlar eskiden beri nevruzu işbaşı, bir bayram, her yılın işlerinin planlanıp
programlandığı bir gün olarak değerlendirirler.
*Dokuzuncu an'ane: Uygurlar nevruz da fakirlere, kimsesizlere, yaşlılara, kaza geçirenlere, geçim sıkıntısı çekenlere yemek, para gibi maddî yardımlar yanında manevî yardımlarda da bulunur.
alıntı:www.efrasyap.com

..........


